Beskonaklar Köyü

14/5/2006 - MİLLÎ MÜCADELE DÖNEMİ

Buraya kadar anlattıklarımızdan da anlaşılacağı gibi Yabanâbad’ın fazlası ile enteresan yönleri ile dolu zengin bir geçmiÅŸi var.

Gerileme Devri’nden itibaren istikrarsızlık, savaÅŸlarda alınan yenilgiler ve bunların getirdiÄŸi sıkıntılar Anadolu halkı üzerinde yıllarca sürecek derin izler bırakır. Halkın gayreti ve çevredeki sivil kuruluÅŸların yardımı ile, asırlardır kendi başına ayakta durma çabası içinde olan Anadolu halkı, her seferinde vergi vererek, cepheye asker göndererek, kanun ve nizamlara uyarak görevini yapmıştır. Kaybedilen I. Dünya Savaşı bütün sıkıntıların üzerine tuz-biber eker. Sosyal bir kargaÅŸanın yaÅŸandığı, yönetim boÅŸluÄŸunun hüküm sürdüğü ve yer yer isyanların çıktığı Milli Mücadele’nin başındaki sıkıntılardan ilçemiz de nasibini alır.

Bu dönemde Yabanâbad adını, İstanbul’daki İngiliz Yüksek KomiserliÄŸi’ne çekilen bir telgrafda görüyoruz. Ancak olayın başını hatırlamakta yarar var. İngilizlerin Sevr Barış Konferansı’na; ”İstanbul’un milletlerarası bir hale getirileceÄŸi, Türk Hükümetinin yeni merkezinin Anadolu’da kurulacağı, İstanbul’un ise Halifelik merkezi ve Dinî baÅŸkent olarak kalacağı” ÅŸeklinde teklif götüreceÄŸi haberinin ardından Mustafa Kemal 8 Ocak 1920 de durumu 3.Ordu müfettiÅŸliÄŸine telgraf ile bildirerek halkın bu durumu protesto etmesini ister. Hemen ertesi günü (9 Ocak 1920) Anadolu’ daki 15 Müdafaa-i Hukuk cemiyeti, İstanbuldaki İngiliz Yüksek komiserliÄŸine protesto telgrafı gönderir ve Komiser Robeck, öldü denilen Türk halkının bu duyarlılığı karşısında ÅŸaşırır kalır. Telgraflar; Konya, Tokat, HacıbektaÅŸ, AyaÅŸ, Kastamonu, Beypazarı, Tekke, Trabzon, Gerede, BoÄŸazlıyan, Zonguldak, Develi, ÇerkeÅŸ, Nazilli ve Yabanâbad’dan gönderilmiÅŸtir.

Bu telgraf ile Yabanâbad’da o yıllarda bu komitenin kurulmuÅŸ olduÄŸu anlaşılmaktadır ki, halkımızın Millî Mücadeleyi yürekten desteklediÄŸi ve vatanın kurtarılması konusunda ne kadar hassas davrandığının da bir delili sayılmalıdır. Anadolu’da yaygın olan,”İstanbul’ un düşman eline geçeceÄŸi ve baÅŸkentin Anadolu’ya taşınacağına” iliÅŸkin korku ve kaygı bölgemizde de mevcuttur. Ancak 1919 Kasım ve 1920 Temmuz ayları arasında, Millî Mücadele için Anadolu’dan gönderilen yardımların yer aldığı listede Yabanâbad ismini göremedik

Yabanâbad’dan telgraf gönderen zat, Müdafaa-i Hukuk komitesi baÅŸkanı Mesud ve iki üye arkadaşıdır. Bu zatın, 31 Mart dolayısıyla Sadrazam Mehmet Kamil PaÅŸa’yı kutlayan Mesud olması muhtemeldir. Mesud Bey’in itibarlı biri olduÄŸunu düşündük.1923 de, Åžeyh  Ali  Semerkandî  zaviyesi  türbedârının  seçimi ve bu seçimin onaylanması sırasındaki yazı trafiÄŸinde, 11 Kasım 1923 tarihli bir yazıda “Kaymakam Vekili” olarak isim ve imzasını görüyoruz. Kaymakamlığa bir bürokratın vekalet etmesi geleneÄŸi o dönemde de vardır ve Mesud Bey o yıllarda Tahrirat Katibidir. (Yazı İşleri Müdürü)

Bu dönemde ilçemiz çevredeki isyanlardan da etkilenir. Bunların en önemlisi Düzce İsyânı’dır. T.B.M.M. Hükümeti, isyânın bastırılması için bazı birlik ve çete kuvvetlerini isyancıların üzerine gönderir. Meclis de bazı tedbirler alır.

Bu isyan Anzavur İsyanı’nın kollarından biridir. Anzavur, Gönen’de Çerkez Ethem’den ağır bir darbe yiyince İstanbul’a kaçar. Burada fazla durmayarak eline verilen “Ankara hükümetinin tanınmaması ve Mustafa Kemal’in idamı hakkında” fermanlar ve heybeler dolusu İngiliz altını ile süratle Düzce’ye gelir ve isyana burada devam eder.

Meclis de tedbir olarak Geyve’deki 24.Tümen komutanı Kurmay Yarbay Mahmut Bey’i, emrindeki kuvvetlerle Anzavur’ un üzerine gönderirken, dört milletvekilini de halka nasihat etmek ve olup biten hakkında bilgi toplamaları için Gerede ve Bolu’ya gönderir .Mahmut Bey,Anzavur’u bir çarpışmada yener,fakat gene kurtulmayı beceren asi, İstanbul’ a kaçar, çetesi de dağılır. Fakat isyan halka sirayet etmiÅŸ ve tehlikeli olmaya baÅŸlamıştır.

Mustafa Kemal’in, komutanlara gönderdiÄŸi yazı üzerine, Afyon’da bulunan Yarbay Ârif Bey, emrindeki kuvvetlerine Karakeçili AÅŸireti’nden de 300 kiÅŸiyi katarak, isyânın baÅŸka bir kolunu bastırmak üzere (24 Nisan 1920) Beypazarı’na girer. İlçe ileri gelenleri: ”Halkın birkaç tahrikçi tarafından kandırıldığını,isyânla bir ilgileri olmadığını,bunu bilmeyen askerlerin ÅŸehri yakmak istediklerinin duyulduÄŸunu” söyleyerek özür dilerler. Mustafa Kemal’ in isteÄŸi ile Meclis’deki din adamlarından bir grup telgraf başında Beypazarlılar’la görüşüp teminat aldıktan sonra bağışlanmaları kararlaÅŸtırılır.

Mustafa Kemal önce halkın ve meclisin moralini bozmamak için Beypazarı olaylarını mecliste anlatmamış fakat, tedbir olmak üzere Etlik ve Keçiören tepelerinde silahlı nöbetçiler bekletilmiştir.

Halka nasihat etmek üzere Gerede’ye hareket eden milletvekilleri Kurmay Binbaşı Hüsrev Bey, Bolu Milletvekili Dr.Fuat (Umay) ile Osman ve Şükrü Beyler Ankara’dan çıktıktan iki gün sonra Yabanâbad’a gelirler. Burada, Bolu’nun Düzce isyanına katıldığı haberini öğrenince hemen Gerede’ye hareket ederler. Amaçları  Dörtdivan Bucağında oturan ve civarda sözü geçen Hüsrev Bey’in kayınpederinin de yardımı ile Millî Kuvvet toplayıp Bolu üzerine yürümektir.

Geceyi Akyarma’ da bir köyde geçiren milletvekilleri, ertesi gün Gerede yönünden top sesleri duyunca, bunu “Meclisin açılışını kutlamak” veya kendilerine “HoÅŸ geldin” karşılaması için atıldığını sanıp sevinirler. Fakat  az ilerleyince baÅŸlarında 31 Mart isyanının elebaşılarından Kel Ali Hoca olan bir gurubun kendilerine yaklaÅŸtığını görürler. Gurup kendilerine: ”Gelmeyin, İslâm’ı İslâm’a kırdırmayın!” diye ilerlerken, Gerede yönünden üzerlerine yaylım ateÅŸi açılır.

Bu sırada gelen gurubun saldırısına da uÄŸrayıp dövülürler. Ancak Gerede’den gelen jandarmalar sayesinde kurtulurlar ve dört saat belediyede hapsedilirler. Belediye önünde çevreden de gelerek toplanan halk, asmak için kendilerini ister. Daha sonra zincire baÄŸlı olarak Düzce’ye götürürler. Burada isyancıların “Bu milletvekillerini nerede asalım?” tartışmaları sürerken, Çerkez Ethem’in de dahil olduÄŸu Milli Kuvvetler yetiÅŸir ve kurtulurlar. Hemen orada kurulan Divan-ı Harp’de suçlular idam edilir.

Bu geliÅŸmeleri burada bırakıp, Ankara’ya dönersek, T.B.M.M.’nin açılışının ikinci günü (24 Nisan 1920 Cumartesi) reis-i sin Åžerif Bey baÅŸkanlığında açılan 5. celsede, ”AÄŸnam vergisi” üzerindeki görüşmelerden sonra, meclis baÅŸkanının, Yabanâbad kaymakamlığı ve belediye reisliÄŸinden meclisin küşadı  münasebeti ile, gönderilen tebrik telgrafını okuttuÄŸunu görüyoruz.

“Millet Meclisi Riyaseti Celilesine

“Bütün âlem-İslâm’ın mukadderatına naÅŸekibane muntazır olduÄŸu makam-ı akdesi hilâfetin masuniyeti tammesi ve vicdan-ı insaniyet ve medeniyyette hududu gayri kabil-i red bir surette çizilen muazzez vatanmızda müstakilen yaÅŸama hakkımızın temin ve mahfuziyeti için manen ve maddeten göstermekte oldukları müzaheret ve muavenete de mazhar-ı teyid olan mücahedat-ı milliyemize istinaden ve avni bariden istimdaden tedvir-i umura baÅŸlayan Meclis-i Âli Milli’ mizi kaza ahalii namına tebrik ederiz.

A’sar-ı tarihiyyemizin hiç birine nasip olmayan bu muazzam ve mübeccel müzaheret-i milliye ve diniyyenin vahdet-i kahharanesi mutlaka eser-i ilham-i sübhanî olduÄŸundan halasımız bir emri mukarrerdir. (Alkışlar) Bu ümniyyenin husülü için siz muhterem ve fedakâr vekillerimize teveccüh eden fakat berendazane vezaif-i mühimmenin nail-i teshilat olmasını temenni eyleriz.” (Alkışlar, âmin sadâları)

 

Belediye Reisi Vekili Namına                        Yabanâbad Kaymakam ve

Hikmet                                                            Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti

Heyet-i İdaresi namına Hakkı

 

Yabanâbad T.B.M.M’nin açılışını kutlarken,  isyancılar da boÅŸ durmaz ve Koç Bey isminde bir emekli binbaşı Bükeler’e gelip halkı Ankara hükümeti ve Kuvva-yı Milliye aleyhine kışkırtır. 21 Nisan 1920 ÇarÅŸamba günü gerçekleÅŸen bu olayı öğrenen kaymakam, meclisi haberdâr etmek üzere baÅŸka bir telgraf daha çeker.

25 Nisan 1920  de İhanet-i Vataniyye Kanunu görüşülürken, Mustafa Kemal, milletvekilleri arasından meclis baÅŸkan vekili Celalettin Arif Bey’e bir yazı gönderir. BaÅŸkan yazıya şöyle bir göz attıktan sonra okutur :

 

“Ankara’da Büyük Millet Meclisi BaÅŸkanlığımıza,

Åžimdi alınan güvenilir bilgiler şöyledir. Koç Bey (Düzce isyanı elebaşılarından) isminde biri bugün Bükeler Köyüne gelmiÅŸ ve PadiÅŸahın iradesini tebliÄŸ edeceÄŸinden, önümüzdeki ÇarÅŸamba günü bütün ahalinin  ilçe merkezinde (Kızılcahamam’da) bulunmasını ve padiÅŸahtan ne suretle ayrılmış olduklarının ahaliden soracağını, imzası altında (bulunan) yazılarla ahaliye tebliÄŸ etmiÅŸtir. Haber aldığımıza göre bütün ahali bu toplantıya gelecektir. Bu halde bizim durumumuzun tayin buyurulmasını rica ederim. Çünkü artık telgraf muhaberesinin de kesileceÄŸi kuÅŸkusuzdur.”

Yabanâbad Kaymakamı Hakkı

 

Bu telgraf, bütün ülkede, İngiliz altınları ile kandırılan kiÅŸilerin giriÅŸtiÄŸi fesadın tipik bir örneÄŸidir.  Bu telgrafın yarattığı öfke ile  “Hiyanet-i Vataniyye” kanunu mecliste kabul edilir  ve meclisin 2 numaralı kanunu olarak yürürlüğe girer.

Bu sırada Mustafa Kemal’in kürsüye çıktığı görüldü. BaÅŸkan telgrafı karşılıksız, kaymakamı da talimatsız bırakmamıştı:

-Müsaadenizle bu telgrafa yazılan cevabı da okuyayım, der ve oku:

 

“Yabanâbad Kaymakamlığına,

“Koç Bey’in ahaliye yaptığı tebligat,İngilizler’in emellerini güden millet hainlerinin tertip eseridir. Halifemiz, İstanbul’da İngilizler’in esareti altında kalmıştır. Gâyemiz halifemizi ve milletimizin hayatını, istiklâlini kurtarmaktır.

“İngilizler ahalimizi bu vasıtalarla kandırıp İslâm ehlini birbirine kırdırmak ve ondan sonra memleketimizi istedikleri gibi esaret altına almak istiyorlar.

“Bu gerçekleri halka ilân ediniz.Ahaliden kuÅŸkusu olanlar, İngiliz yardakçılarına deÄŸil, Büyük Millet Meclisi’ne baÅŸvursunlar. Buna karşın fesatçıların ve İngilizler’den yana olanların yalanlarına kapılarak ayaklanmaya kalkanlar olursa, Büyük Millet Meclisi bunların kafalarını ezmeye karar vermiÅŸ ve ezici kuvvetlerini de hazırlamıştır. Dökülecek kanların bütün vebali de fesatçılara ve onlara uyanlara ait olacaktır.

Åžayet Yabanâbad’ı terke mecbur olursanız, bize güvenilir bir vasıta ile haber gönderiniz. Yaptıklarınızı da devamlı olarak bize bildiriniz.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi  Reisi

Mustafa Kemal

 

Meclis’de bunlar olurken,Yarbay Ârif Bey de emrindeki iki tabur piyade, 8 makineli tüfek, 2 sahra ve 2 daÄŸ topundan oluÅŸan kuvvetleri ile Bolu’ya ilerler. İstanbul Hükümeti’ nin, ”Kuvvâ-yı Millîye” ye karşı kurduÄŸu “Kuvvâ-yı İnzibâtîye” nin  hareketinden  güç alan  isyancılar  3 Mayıs  1920’de  Yarbay Ârif Bey’in kuvvetlerini sararak, 4 Mayıs da Bolu’ya hakim olurlar. Mutasarrıf Vekili ve subayları öldürerek evlerini yaÄŸma ederler. Bu durum karşısında Yarbay Ârif bey geri çekilirken, ÇerkeÅŸ’de bulunan Binbaşı Vasfi Bey, emrindeki 58. Alay ile  Gerede’ye hareket eder. Åžehrin yakınlarına gelindiÄŸinde İlçe Bölük komutanı Yüzbaşı Memduh’un teminat vermesi üzerine tedbir alınmadan  yaklaÅŸan askerlere ÅŸehirden birden ateÅŸ açılır ve alay dağılır. Binbaşı Vasfi Bey de tekrar ilerlemeyi uygun bulmayarak, elinde kalan 85 er ile ÇerkeÅŸ’e geri döner.

Bir gün sonra Kızılcahamam’da toplanan gönüllüler, Binbaşı Rüştü Bey’in komutasında 400 er ve 4 makinalı tüfekle Gerede’ye hareket ederse de aynı âkibete uÄŸrarlar ve bozularak dağılırlar. Binbaşı Rüşdü Bey’de elinde kalan 89 erle güçlükle Kızılcahamam’ a geri çekilir.

Birbirlerine çok yakın olmalarına raÄŸmen koordinesizlik  sebebiyle disiplinin saÄŸlanamadığı müfrezelerde bu bozgunlar yaÅŸanır. Bu durum karşısında Mustafa Kemal Geyve’deki Ali Fuat (CEBESOY) PaÅŸa’yı telgrafla arayarak: ”Düzce’deki isyânın Ankara’yı tehdit eder boyuta geldiÄŸini, Ankara’nın muhakkak güvence altında tutulması gerektiÄŸini, isyanı bastırmak üzere Geyve’den ayrılmasında bir sakınca yoksa Ankara’ya teÅŸrif etmesini” ister. Aynı gün (8 Mayıs 1920) Konya EreÄŸlisi’ndeki 11.Tümeni de bütün kuvvetleri ile Ankara’ya çağırır. Hattâ, ele ne geçerse gönderilebilmesi için Antep ve Denizli’ye rica telgrafları çeker

Denizli tarafından Refet Bey’in, Ankara’ya binbir müşkülâtla ulaÅŸtırabildiÄŸi, yarı atlı, yarı yaya, yarı silahlı 120 kiÅŸilik dağınık, yorgun bir kafilenin kumandanı ÜsteÄŸmen Åžerif’i karşılayan Ankara vali vekili Yahya Galip, müfreze komutanının boynuna sarılarak, ellerini göğe açar ve: ”Yarabbi, bu günleri de gördük. Sana şükür.”  Hesap edin ki, o günlerde korumasız kalan Ankara için, 120 kiÅŸilik yorgun bir müfreze bile bulunmaz bir nimettir.

Bu sırada Yarbay Ârif Bey, halkın gönüllü olarak Kuvvâ-yı Millîye’ye katılması konusunda çalışma yapmak üzere Kızılcahamam’da, çadırı da Küçük Kaplıca’nın yanındadır. O yıllarda Åžeyhler (Çamlıdere)’li din ulemasından Hafız Halil (Okur) Efendi, sevdiÄŸi  yarbayı sık sık ziyaret eder onunla sohbet edip  Kur’an okur, Arif Bey de bundan çok hoÅŸlanırmış.

Fakat Yarbay Arif Bey 11-12 Mayıs 1920 gecesi çadırında uykuda olduÄŸu bir sırada bir suikaste uÄŸrayarak ÅŸehit edilir. Suikasti yapanın, yarbayın seyisi olduÄŸu belirtiliyor. Fakat  yapılan soruÅŸturma sonunda asıl suçlu olarak, Kızılcahamam Müfrezesi’nin Gerede’de uÄŸradığı bozgunda kusuru görülerek, Yarbay Arif Bey’in önce idam etmek isteyip sonradan affettiÄŸi Binbaşı Rüşdü tutuklanır. Bu suikastten sonra, çok sevdikleri ve baÄŸlı oldukları komutanlarını kaybeden Karakeçili AÅŸireti de izin isteyerek Kızılcahamam’dan ayrılıp köylerine dönerler.

Böylece Düzce İsyânı  bu dramatik yönleri ile Kızılcahamam’a yansımış olur.

Kızılcahamam halkı bundan sonra da, Kuvvâ-yı Millîye ve Millî Ordu saflarında gönüllü olarak Millî Mücâdele’ye katılır. Kendilerine, Anadolu’nun    Türk-İslâm kimliÄŸine kavuÅŸmasını saÄŸlayan DerviÅŸ Gâzi’lerden devrolan Kutsal Cihad mirâsını, onlara yaraşır bir ÅŸekilde kullanarak, aynı ruhla bu sefer de, mukaddes vatan topraklarını istilâcılara karşı korumak için mücâdele ederler. Gönüllerindeki meşâleyi İnönü’ye, Sakarya’ya ve Kocatepe’ ye taşırlar. Kimileri ÅŸehit olarak en güzel mertebe ile ÅŸereflenirken, kimileri de Gâzi olarak geri döner ve hayatları boyunca gururla taşıyacakları “İstiklâl Madalyası” ile taltif edilirler. 1919-1922 arasında Millî Mücadele’ye Ankara’dan katılanlardan 2317 kiÅŸisi kayıpdır. Bunlardan 224 tanesi Yabanâbad’a aittir. Mekânları Cennet olsun.

Yabanâbad’dan Balkan,1.Dünya ve KurtuluÅŸ SavaÅŸlarına katılıp ÅŸehit olanların listesi kitabımızın sonunda ekler bölümünde verilmiÅŸtir.

Burada bu vesile ile, bu mukaddes vatan topraklarının mirascısı durumunda olan nesli, o şehit ve gâzilere lâyık olup olmadığımız konusunda bir muhâsebeye davet ediyor, bir kere daha ecdâda şükrân ve minnet duygularımı belirtiyorum.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2007-06-27 15:04:35 - KÖY MEZRASI

Yazan: Mehmet BAKİ
Gürci köyü mezrası
Ali Paşa tarafından vakfedilmiştir.
Vakfedilen yer : Gürci köy mescidi
15-16 yy
1463 yılı - 560 akça vakıf geliri
1523 " - 350 " " "
1571 " - 350 " " "
Bağlantı

2006-10-30 13:46:54 - BeÅŸkonak

Yazan: Mehmet BAKİ
Köyle ilgili site bulunması güzel teşekkür ederim.Köyün kendi geçmiş tarihi ile ilgili bilgi yok mutlaka bulunmalı.Türkiye deki sıkıntı tarihi bilmemekten.Fazı Kaya nın yazdıkları da doğru.
Beşkonak 1463 nüfus kayıtlarında 16 hane dir.
1523 te 22 hanedir.
1463 te köy mescidinin imamları için 1463 Yahya Fakih in oğullarının ve 15-16 yy da ULU Beyin vakfı var.
bu vakfıye günümüzde devam ediyormu?
selam saygılarımla başarılar dilerim.
bakimehmet@mynet.com
Mehmet BAKİ- Hıdırlar Köyü Turgutlar Mahallesi
Bağlantı

2006-10-29 18:14:48 - Tanışalım

Yazan: isimsiz
Ben Fazıl Akay,
Böyle bir site hazırlayanları kuyluyorum. İnşallah gelişip, büyüyecek. Tüm Beşkonaklılara ulaşacak.
Sitenizde; SEYLİ ve ÇITAK kavramları hakkında açıklama yapılmasının çok iyi olacağını düşünüyorum.
Orta Asya Türk kültürünün günümüze yansıyan en belirğin öğesi olan SİN SİN oyununun ele alınması, yağmur duası, cenaze törenleri, köy/mahalle dayanışması gibi kültürel öğelerin ele alınıp, açıklanması yararlı olacaktır.
Ayrıca, mahalle mahalle tüm Beşkonak Köyünde yaşamış/yaşayan insanlarla ilgili bir soy ağacı oluşturulması yararlı olacaktır. Selamlar.
fazilakay@hotmail.com
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Beskonaklar Kızılcahamam/Ankara

Kategoriler

Arkadaşlarım

RelojesWebGratis!
Kızılcahamam /Beşkonak köyünü biliyormusunuz?
Evet biliyorum oralıyım
Evet biliyorum gittim
HAyır bilmiyorum


Sonuçlar